Baklavasıyla dünyaca tanınan Gaziantep'te bir kadın usta, ürettiği baklava ve börekle hem şehrini temsil ediyor hem de bu zorlu mesleği genç kuşaklara aktarıyor. Büyük bir özen ve gururla çalıştığını anlatan usta, Gaziantep mutfağının inceliklerini yeni nesillere taşımayı kendine görev edinmiş durumda. Onun hikâyesi, kentin köklü lezzet geleneğinin arkasındaki emeği gözler önüne seriyor.
Ustanın anlattığına göre, yöresel bayramlarda ve özel günlerde kurabiyeler vazgeçilmez bir yer tutuyor. Ramazan bayramının olmazsa olmazı sade yağlı kurabiye ve fıstıklı kurabiye genellikle ev hanımları tarafından evlerde yapılırken, baklavacılarda da ünlü. Börekte ise baklava hamurunun aynısının kullanıldığını, baklava yufkasının açıldığını ve Antep peyniriyle hazırlandığını aktarıyor.
Bu mesleği sürdürmek bir kadın olarak kolay olmamış. Usta, özellikle pandemi ve deprem döneminde büyük zorluklar yaşadığını dile getiriyor. Kilolarca yağı, tepsileri, kazanları tek başına taşıdığını anlatan usta, bir kadının haşlama kazanlarını kaldıramayacağı ya da topuklu ayakkabılarla bu işi yapamayacağı yönündeki önyargıları kesin bir dille reddediyor. Ona göre çözüm net: kolları sıvayıp işin içine girmek ve başarmak.
Tüm bu yorgunluğun karşılığını ise küçük bir takdir cümlesinde buluyor. Usta, birinin gelip eline sağlık, güzel olmuş demesinin bütün yorgunluğunu aldığını söylüyor. Yaptığı işi küçümseyen olmasın, yaptığı da bu muymuş dedirtmesin diye büyük bir titizlikle çalıştığını belirtiyor. Bu motivasyon, onun mesleğe olan bağlılığını güçlendiriyor.
Usta, bir süre önce sadece üretim yapmakla kalmayıp bilgisini aktarmak istediğini fark etmiş. Bunun üzerine iki üç yıl önce açılan bir bölümde eğitim vermeye başlamış ve bu yıl ilk kız öğrencisini mezun etmeyi umuyor. Tamamen kız çocuklarını alarak onlara hem mesleği hem de hayata tutunmayı öğrettiğini anlatıyor.
Bazen imalatçılık hakkında hiçbir şey bilmeyen, hatta ailesinden gizlice gelen kadın çalışanları olduğunu söyleyen usta, onları hem ayakta kalabilmeleri hem de ellerinde bir meslekleri olması için yetiştirdiğini vurguluyor. Genç kızlara ve kadınlara mesajı ise açık: yarının ne getireceği belli değilken, en azından kendi bileğiyle, kendi marifetiyle ve özgüveniyle ayakları üzerinde durabildiğini göstermeleri gerektiğini söylüyor.
