Çocukları suça ve şiddete karşı korumaya yönelik yöntemler meclisin gündemine taşındı. Bu kapsamda öne çıkan örneklerden biri, Diyarbakır'da uygulanan ve şiddete eğilimli öğrencilerin doğrudan sürece dahil edilmesiyle olumlu sonuç veren bir eğitim modeli oldu.
Modeli, komisyonun son toplantısında Profesör Şule Alan anlattı. Anlatılan yönteme göre, ortaokul çağındaki öğrenciler arasından akranları arasında popülerliği yüksek, ancak aynı zamanda şiddete eğilimli olan öğrenciler özenle seçildi ve onlara yeni bir rol verildi.
Seçilen öğrencilere artık bu okulun anti şiddet liderleri oldukları söylendi. Lider olarak belirlenen bu öğrencilerden, düzenli oturumlarla akranlarına zorbalığın ne olduğunu, empatiyi ve şiddetsiz iletişim gibi konuları anlatmaları istendi; böylece sorunun bir parçası olabilecek öğrenciler çözümün öncüsü haline getirildi.
Profesör Alan, modelin mantığını şöyle açıkladı: bir ergenin davranış problemi varsa ve bunu düzeltmesi isteniyorsa, o davranış probleminin düzeltilmesiyle ilgili ona bir görev vermek gerekiyor. Bu yaklaşımla, şiddete meyilli çocuklara okullarında şiddet karşıtlığını yayma görevi verildi.
Uygulamanın sonuçları dikkat çekici oldu. Modelin hayata geçirildiği okullarda, okul içi şiddette yüzde 50 düşüş ölçüldü. Bunun yanı sıra uygulama, öğrencilerin yalnızca davranışlarını değil, ruh sağlığını da olumlu yönde etkiledi; öğrencilerin özgüven ve özdeğer duygularında artış görüldü.
Uzmanlara göre model, psikolojideki bilişsel çelişki teorisine dayanıyor. Çünkü bir ergen aynı anda hem zorbalık yapıp hem de zorbalıkla mücadeleyi savunamıyor. Zamanla üstlendiği bu rol, öğrencinin davranışlarını değiştiriyor ve onun şiddetten uzaklaşmasını sağlıyor; bu da modeli, şiddetle mücadelede umut verici bir örnek haline getiriyor.
