On yıl boyunca faili meçhul kalan bir cinayet sonunda aydınlatıldı. Olay, İstanbul'da işlenen Aynur Kanbur cinayetidir. Dosyanın çözülmesinde şüphelilerin cep telefonu kayıtları belirleyici oldu. Soruşturma kapsamında üç şüpheli gözaltına alındı.
Cinayetin üzerinden uzun bir süre geçmişti. Aynur Kanbur olay yerinde hayatını kaybetmiş, saldırgan ise kayıplara karışmıştı. Olay yerinde elde edilen boş kovanlar yıllarca hiçbir silahla eşleşmedi. Bu nedenle dosya uzun süre karanlıkta kaldı, ancak hiçbir zaman tamamen kapanmadı.
Aradan on yıl geçtikten sonra dosya yeniden ele alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, cinayet dosyasının kapağını yeniden açtı. Soruşturmada yeni bir yön izlendi. Bu kez teknik veriler ön plana çıktı.
Soruşturmada bir iddia dikkat çekti. İddiaya göre, Aynur Kanbur dansçı olduğu gerekçesiyle akrabaları tarafından tehdit edilmişti. Bunun üzerine söz konusu akrabalar mercek altına alındı. Bu kişiler soruşturmanın odağına yerleşti.
Telefon hareketleri şüpheleri güçlendirdi. Şüphelilerin telefonlarının cinayetten önce eş zamanlı kapanması dikkat çekti. Telefonların cinayetten bir gün sonra yeniden açılması da şüpheli bulundu. Şüphelilerin HTS kayıtları ve İstanbulkart kullanımları cinayet günüyle eşleştirildi.
Eşleştirmeler şüphelileri olay yerine bağladı. Telefon mesajları ve yolculuk bilgileri incelendi. Bu yolculukların izi cinayet mahalline ulaştı. Toplanan verilerin ardından üç şüpheli gözaltına alındı.
Soruşturma şüphelilerin rollerini de ortaya koydu. Belirlemelere göre, tetiği bir şüpheli çekti, diğer ikisi ise azmettirdi. Tetikçi ilk beyanında cinayeti itiraf etti ve silahı denize attığını söyledi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, toplum vicdanında derin yaralar açan cinayetlerin peşini bırakmamakta kararlı olduklarını belirtti.
