İran, İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonlarını yoğunlaştırmasının ardından ABD ile yürüttüğü müzakerelerde mesaj alışverişini durdurma kararı aldı. İran'ın resmi haber ajansı Tasnim, Tahran'ın Pakistan aracılığıyla sürdürdüğü dolaylı müzakerelerdeki metin alışverişini askıya aldığını duyurdu.
Tasnim'e konuşan bir kaynak, Lübnan meselesinin ateşkes müzakerelerinin ön koşullarından biri olduğunu ancak şu anda Lübnan dahil tüm cephelerde ateşkesin ihlal edildiğini belirtti. Aynı kaynak, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatma ve Babülmendeb Boğazı'nın da gündemine alınması seçeneklerini masaya koyduğunu açıkladı.
Bu tehdit son derece kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Son günlerde Hürmüz Boğazı'ndan günde yirmi ile otuz arasında gemi geçişi gözlemleniyordu. Tamamen kapatılması halinde ne dost ne de düşman ülke gemilerinin geçişine izin verilmeyeceği ve bunun küresel enerji piyasalarında büyük bir şok yaratacağı belirtiliyor.
ABD tarafında ise yönetim şu ana kadar bekle gör politikası izliyor. Trump daha önce İran'ın anlaşmayı çok istediğini ve çok yakın olduklarını söylemişti. Ancak İran'la gerçekten bir anlaşmaya varmak istiyorsa, Tahran'ın en azından bütün cephelerde savaşın durdurulmasıyla ilgili talebini yerine getirmek zorunda kalacağı değerlendiriliyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Aragçi, durumun kritikliği nedeniyle yoğun diplomatik temaslara girişti. Fransa Dışişleri Bakanı, Katar Başbakanı ve Türkiye Dışişleri Bakanı ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Özellikle Lübnan dosyasıyla doğrudan ilgili olan Fransa ile yapılan temasın durumu son anda kurtarma çabasının bir parçası olduğu değerlendiriliyor.
İran'ın kırmızı çizgileri arasında nükleer enerji, Hürmüz Boğazı ve İsrail'in saldırdığı Yemen, Irak ve Lübnan'daki direniş gruplarının durumu yer alıyor. Tahran bu bağlamda müttefikleriyle birlikte hareket edebileceğini ve yeni cepheler açabileceğini de tehdit olarak dile getirdi.
Önümüzdeki saatler ve günler bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Müzakere masasına yeniden dönülüp dönülmeyeceği ya da bu kırılma noktasının ciddi bir çatışma sürecinin başlangıcı olup olmayacağı yakından izlenecek. ABD'nin İsrail üzerinde baskı kurup kurmayacağı da sürecin gidişatını belirleyecek en önemli faktörlerden biri olarak görülüyor.
