Türkiye'de yargı, evlilik içindeki aşırı cimriliği boşanma ve maddi tazminat sebebi olarak kabul eden dikkat çekici bir karara imza attı. Habere göre, eşini sürekli olarak aşırı tasarrufa zorlayan bir kişinin davranışları mahkeme tarafından kusur sayıldı ve bu kişi tazminat ödemeye mahkum edildi; kararın Yargıtay tarafından da onanmasıyla birlikte dosya, benzer uyuşmazlıklar için emsal niteliği kazandı.
Karara konu olan davranışlar, gündelik hayatta sıkça duyulabilecek ifadeler üzerinden somutlaştı. Cimri bir tutum sergilediği belirtilen eşin, ışığı kapat, sifonu çekme, kombiyi yakma gibi sözlerle sürekli bir kısıtlama baskısı kurduğu aktarıldı. Bu tür ifadelerin tek tük değil, evlilik boyunca süreklilik gösteren bir tutuma dönüşmesi, olayın yargıya taşınmasında belirleyici oldu.
Tasarrufun ötesine geçen asıl mesele ise temel ihtiyaçların karşılanmasının engellenmesiydi. Eşin, yüksek fatura gerekçesini öne sürerek diğer eşi aşırı tasarrufa zorladığı, israf bahanesiyle temel gıda alımını dahi kıstığı ifade edildi. Böylece tartışma, basit bir aile bütçesi anlaşmazlığının ötesine geçerek bir tarafın temel yaşam koşullarının kısıtlanması boyutuna ulaştı.
Yerel mahkeme, olayı değerlendirirken bu davranışların evlilik üzerindeki etkisine odaklandı. Mahkeme, davaya konu olayda evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına hükmetti; bu tespitin ardından çiftin boşanmasına karar verdi ve kusurlu bulunan eşin diğer eşe tazminat ödemesine hükmetti. Böylece aşırı cimrilik, hukuki anlamda bir kusur ve tazminat gerekçesi olarak kayda geçti.
Kararın asıl önemi, Yargıtay aşamasında ortaya çıktı. Yerel mahkemenin verdiği hüküm Yargıtay tarafından onandı ve bu onama, kararı yalnızca tarafları bağlayan bir sonuç olmaktan çıkararak emsal bir karar haline getirdi. Bu da bundan sonra benzer şikayetlerle açılacak davalarda bu kararın referans alınabileceği anlamına geliyor.
Karar, kamuoyunda evlilik içinde tasarruf ile cimrilik arasındaki sınırın nerede çizileceği tartışmasını da beraberinde getirdi. Bir tarafın bütçeyi korumak adına yaptığı kısıtlamaların belirli bir noktadan sonra diğer eşin temel ihtiyaçlarını engellemeye dönüşmesi, hem hukuki hem de toplumsal açıdan üzerinde durulan bir konu haline geldi; bu yönüyle kararın uzun süre konuşulması bekleniyor.
