culture | TRT Haber |
Kuzey Makedonya sınırları içindeki Yüksek Mahalle, nüfusunun tamamı Türklerden oluşan ve Osmanlı döneminden bu yana dilini, geleneklerini ve kültürel değerlerini nesilden nesile aktaran bir yerleşim yeri olarak dikkat çekiyor. Yaklaşık 150 haneli köyde Türkçe, belediye sınırlarında ikinci resmi dil olarak kullanılıyor.
Balkan coğrafyasının engebeli dağlarının arasında, modern dünyadan neredeyse kopuk bir konumda yer alan küçük bir yerleşim yeri, yüzyılları aşan bir kültürel direniş hikayesini sessizce yaşatmaya devam ediyor. Kuzey Makedonya'nın Vasile Boya belediyesine bağlı Yüksek Mahalle, sakinlerinin tamamının Türklerden oluştuğu, Osmanlı döneminden günümüze dek ana dilini, göreneklerini ve toplumsal hafızasını kesintisiz biçimde koruyan ender köylerden biri olarak öne çıkıyor.
Yaklaşık yüz elli hanenin yaşadığı bu dağ köyünde hayat, büyük ölçüde tütün tarımı ve hayvancılık etrafında şekilleniyor. Zorlu iklim koşulları ve coğrafi yalıtılmışlığa rağmen halkın toprağa olan bağlılığı kuşaklar boyunca süregelmiş. Belediye sınırları içinde Türkçe ikinci resmi dil statüsünde tanınıyor; resmi yazışmalardan gündelik sohbetlere kadar her alanda kullanılmaya devam ediyor.
Vasile Boya Belediye Başkanı, bölgenin çok etnikli ve çok kültürlü yapısının derin köklere sahip olduğunu vurguluyor. Farklı toplulukların bir arada yaşama geleneğinin bugüne kadar başarıyla sürdürüldüğünü ve bu birlikteliğin gelecek nesillere de aktarılacağına inandığını belirtiyor. Çevre köylerde de Türk nüfusun yoğun olduğu yerleşimler bulunuyor ve topluluklar arasında düğünlerden cenaze törenlerine kadar her alanda dayanışma sürüyor.
Yüksek Mahalle'nin hikayesi, Balkanlardaki Türk varlığının salt tarih kitaplarında kalmadığını, aksine yaşayan bir gerçeklik olarak günümüze uzandığını somut biçimde ortaya koyuyor. Altyapı sıkıntılarına ve ekonomik zorluklara rağmen ne dilini ne de kimliğini terk etmeyen bu topluluk, zamana meydan okuyarak varlığını sürdürmeye kararlı görünüyor.
TRT Haber'in gündeme taşıdığı bu köy, Balkanlardaki Türk kültürel mirasının korunması tartışmalarına yeni bir boyut kazandırıyor. Bölgedeki genç nesillerin büyük kentlere göç eğilimi her geçen yıl artarken, Yüksek Mahalle gibi yerleşimlerin asırlık kimliklerini koruyup koruyamayacağı sorusu giderek daha acil bir yanıt bekliyor.