tech | TRT Haber |
Bir Türk savunma sanayi firması, dronları yalnızca motor ve pervane seslerinden tespit edip 360 derece yatay ve dikey konumlarını belirleyebilen akustik bir sistem geliştirdi. Bir kilogramın altında ağırlığıyla piyade tarafından da taşınabilen sistem, klasik radarlardan farklı olarak pasif çalışarak kendi konumunu belli etmiyor ve dronları 570 metre mesafeden sürekli takip edebiliyor.
İnsansız hava araçlarının modern savaş alanlarının en ciddi tehditlerinden birine dönüştüğü bir dönemde, bir Türk savunma sanayi firması bu tehdide karşı alışılmadık bir yaklaşımla geliştirdiği çözümü tanıttı. Firma, dronları görüntü veya elektromanyetik sinyal yerine doğrudan çıkardıkları ses üzerinden tespit eden ve konumlarını belirleyen bir akustik algılama sistemi üretti.
Sistem tamamen dronun motor ve pervane seslerinin harmonik özelliklerine dayalı olarak çalışıyor. Bu sayede hedefi üç yüz altmış derece yatay ve dikey düzlemde tespit edip yönünü ve mesafesini belirleyebiliyor. Saha testlerinde elli santimetrelik standart bir dronun beş yüz yetmiş metre mesafeden kesintisiz takibi başarıyla gerçekleştirilirken üç metreye yakın sabit kanatlı sistemlerde bu menzil üç kilometreye kadar çıkabiliyor.
Geleneksel radarlarla karşılaştırıldığında akustik sistemin iki temel üstünlüğü öne çıkıyor. Birincisi pasif çalışma prensibi: aktif radarlar sinyal gönderip karşılığını okuduğu için hem büyük enerji harcıyor hem de kendi konumunu ifşa ediyor. Akustik sistem ise yalnızca dinleyici konumunda bulunduğu için konumunu hiçbir şekilde belli etmiyor ve son derece düşük enerjiyle çalışabiliyor.
İkinci avantajı ise seçicilik. Klasik radarlar kuşlara, kalabalık kentsel ortamlardaki hareketlere ve diğer hava trafiğine de tepki vererek yanlış alarm üretebilirken akustik sistem yalnızca drone imzalarına odaklanıyor. Bu özellik hem operatörlerin dikkatini gerçek tehditlere yoğunlaştırmasını sağlıyor hem de yoğun nüfuslu bölgelerde kullanımı pratik hale getiriyor.
Sistemin en dikkat çekici özelliklerinden biri de taşınabilirliği. Bir kilogramın altındaki ağırlığı ve taşınabilir pille çalışma kapasitesi sayesinde sabit tesislerin yanı sıra sahada görev yapan piyadeler tarafından da rahatlıkla kullanılabiliyor. Bu esneklik özellikle kentsel operasyonlarda ve kritik altyapı koruma görevlerinde sistemi vazgeçilmez bir araç haline getiriyor.