ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,31'e çıkarken Nasdaq endeksi 27.477 puana yükseldi. Yapay zeka beklentileri, yüksek faiz baskısını aşıyor.
6 Ekim Salı akşamı New York'ta beklenmedik bir tablo oluştu. ABD 10 yıllık Hazine tahvili faizi yüzde 5,31 seviyesine tırmanırken, Nasdaq Bileşik Endeksi günün sonunda 27.477,31 puandan rekor seviyeye çıktı. Bu, 2002'den bu yana görülen en yüksek uzun vadeli faiz seviyesinin, borsanın en yüksek puanı ile aynı anda gerçekleşmesi demek. Çelişki gibi duran bu tablo, aslında küresel piyasaların yeni normunu gösteriyor.
Yatırımcılar, faizlerin yükselmesine rağmen yapay zeka ve büyük teknoloji hisselerine akın etti. Nvidia ve Microsoft gibi devlerin hisseleri, artan faiz baskısına rağmen güçlü alımlar gördü. Piyasa, risk iştahının faiz endişesinden bağımsızlaştığını, artık yapay zeka devriminin getireceği kârlılık beklentilerinin baskın olduğunu söylüyor. Bu durum, klasik faiz hisse senedi ilişkisinin zayıfladığı bir döneme girdiğimize işaret ediyor.
ISM verisi: Büyüme sürüyor, enflasyon da
Bu tablonun arkasındaki ana tetikleyici, 6 Ekim'de açıklanan Eylül ayı ISM Hizmet Sektörü Endeksi oldu. Endeks 54,9 seviyesinde gelerek, 55,4 olan Ağustos değerinin ve piyasa beklentisinin hafif altında kaldı. Ancak 50 eşiğinin üzerinde kalması, hizmet sektörünün 27. ay üst üste büyüdüğünü teyit etti. Daha da önemlisi, istihdam alt endeksi 47,8'den 50,1'e yükselerek üç ay aradan sonra ilk kez genişleme bölgesine döndü.
Rapordaki asıl dikkat çekici nokta ise fiyat endeksinin 72,6'dan 74,0'a çıkması oldu. Bu, Temmuz 2022'den bu yana görülen en yüksek seviye. Yani ABD'de hem talep dirençli hem de maliyet enflasyonu güçlü. Bu 'iki kuş, bir taş' senaryosu, Fed'in faiz indirimine zorlanma ihtimalini azaltırken, tahvil piyasasında faizlerin yüksek kalmasına neden oluyor.

Tahvil piyasasında 24 yıllık zirve
ISM verisi sonrası ABD tahvil piyasası sert bir satışa uğradı. 10 yıllık Hazine tahvili faizi gün içinde yüzde 5,349'a kadar yükselerek Nisan 2002'den bu yana en yüksek seviyesini gördü. Kapanışta yüzde 5,31 seviyesine gerilese de, bu seviye 2002'den beri kaydedilen en yüksek kapanış faizi olarak tarihe geçti. 30 yıllık tahvil faizi de yüzde 5,69'a çıkarak benzer bir 24 yıllık zirveyi işaret etti.
Uzmanlar, bu faiz seviyesinin normalde yüksek değerlemeli teknoloji hisseleri için ciddi bir baş rüzgarı olması gerektiğini belirtiyor. Ancak bu kez piyasa tepkisi farklı oldu. Yatırımcılar, yapay zeka yatırımlarının yaratacağı kârlılık artışının, yüksek faiz maliyetini telafi edebileceğine inanıyor. Bu inanç, S&P 500'ün yüzde 0,7, Dow Jones'un ise yüzde 0,2 yükselmesini sağladı.

Yapay zeka rallisinin psikolojisi
Piyasanın bu kadar risk iştahı taşımasının temel nedeni, yapay zeka sektörüne duyulan sarsılmaz güven. Reuters'in aktardığına göre, yapay zeka ile ilgili büyüme beklentileri ve şirket kârlılığı öngörüleri, yükselen faizlerin olumsuz etkisini bastırıyor. Özellikle Nvidia ve Microsoft gibi yapay zeka altyapısının kilit oyuncularının hisselerindeki alımlar, bu güvenin somut göstergesi. Yatırımcılar, artık teknoloji hisselerini 'riskli varlık' olarak değil, 'yapay zeka ekonomisinin kârlılık kaynağı' olarak fiyatlıyor.
Bu durum, küresel sermaye akışlarının yönünü de değiştiriyor. Geleneksel güvenli liman algısı olan tahviller, yüksek faize rağmen getiri potansiyeli açısından sınırlı kalırken, hisse senetleri özellikle teknoloji hisseleri, büyüme potansiyeliyle öne çıkıyor. Bu, son 20 yılın en belirgin 'risk iştahı' dönemlerinden birini yaşadığımızı gösteriyor.

Türkiye piyasalarına yansımaları
Bu küresel gelişmeler, Borsa İstanbul'u da doğrudan etkiliyor. 6 Ekim'de BIST 100 endeksi yüzde 0,56 düşerek 12.374,26 puandan kapandı. Ancak dikkat çekici olan, bankacılık endeksinin yüzde 0,66 değer kazanması ve gıda içecek sektörünün yüzde 1,63 ile en çok kazandıran sektör olması. Bu, yerel piyasaların küresel risk iştahından kısmen bağımsız, kendi dinamikleriyle hareket ettiğini gösteriyor.
Dolar/TL kuru 49,18 TL'de, gram altın ise 6.582,06 TL'den işlem görüyor. TCMB'nin eylül verilerine göre reel efektif döviz kuru endeksi 105,45'e yükselerek liranın değer kazandığını gösteriyor. Bu, küresel yüksek faiz ortamında Türkiye'nin enflasyonist baskıyı yönetme kapasitesinin piyasa tarafından ödüllendirildiğine işaret ediyor. Ancak ABD'de faizlerin yüksek kalması, TL varlıklara sermaye girişini sınırlayabilir.
Mevduat faizleri ve tasarruf seçeneği
Yüksek faiz ortamında Türkiye'de mevduat hesabı seçenekleri de yeniden şekilleniyor. 500 bin TL'nin 32 günlük vadeli mevduat getirileri bankalar arasında önemli farklar gösteriyor. Örneğin Hayat Finans yüzde 41,08 faizle 14.856 TL net kazanç sunarken, Halkbank yüzde 35 faizle 12.657 TL kazandırıyor. Bu fark, tasarruf sahipleri için yıllık bazda binlerce liralık bir kayıp veya kazanç anlamına geliyor.
Bankaların faiz yarışında en yüksek oranları sunan kurumlar, genellikle dijital bankacılık platformları veya katılım bankaları oluyor. Yüzde 44'lere varan oranlar, enflasyonist ortamda birikimlerin korunması için önemli bir araç. Ancak küresel faizlerin yüksek kalması, TCMB'nin faiz indirimine gitme ihtimalini azaltıyor, bu da mevduat faizlerinin yüksek seviyelerde kalabileceğine işaret ediyor.
Sık sorulan sorular

Keep subscribing to Zeynep DoğanHer next filing reaches you the moment it publishes, on her own subdomain.
Subscribe
