Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesinin 2026 sonuna kadar yüzde 53 artması bekleniyor. Güneş ve rüzgâr öncülüğündeki dönüşümde ülke Avrupa'da ilk 5 arasında yer alıyor.
Türkiye, temiz enerji alanında hızlı bir dönüşüm yaşıyor. Güneş ve rüzgâr başta olmak üzere yenilenebilir kaynaklara yapılan yatırımlar hızla artarken, ülkenin kurulu gücü rekor seviyelere ulaşıyor. Bu gelişme, hem enerjide dışa bağımlılığı azaltmak hem de iklim değişikliğiyle mücadele etmek açısından büyük bir önem taşıyor.
Kapasite yüzde 53 büyüyecek
Yapılan projeksiyonlara göre, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesinin 2026 yılının sonuna kadar 26 gigavatlık bir artışla yüzde 53 oranında büyümesi bekleniyor. Bu güçlü büyüme, ülkenin enerji dönüşümünde ne kadar kararlı adımlar attığını açık bir şekilde ortaya koyuyor.
Bu büyümenin dağılımına bakıldığında, en büyük payı güneş enerjisi alıyor. Beklenen kapasite artışının yüzde 48'inin güneşten, yüzde 30'unun ise rüzgârdan sağlanacağı öngörülüyor. Bunları yüzde 14 ile hidroelektrik ve yaklaşık yüzde 7 ile biyoyakıtlar izliyor.
2025 yılında rekor kurulum

Bu ivme, büyük ölçüde geçtiğimiz yıldan güç alıyor. 2025 yılında Türkiye'de güneş ve rüzgâr birlikte 6,5 gigavatlık yeni kapasiteye ulaşarak rekor düzeyde bir kurulum gerçekleştirdi. Böylece yıl sonunda güneş ve rüzgârın toplam kurulu gücü yaklaşık 40 gigavata yükseldi.
Bu rakamlar, yalnızca birkaç yıl öncesine kıyasla oldukça büyük bir sıçramaya işaret ediyor. Yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımların hızlanması, hem kurulum maliyetlerinin düşmesi hem de teknolojinin sürekli gelişmesiyle yakından ilişkili görünüyor.
Avrupa'da ilk sıralarda
Türkiye, bu enerji atılımıyla uluslararası alanda da giderek öne çıkıyor. Ülke, 2021 ile 2026 yılları arasındaki yenilenebilir enerji kapasite artışında Avrupa'da beşinci sırada yer alıyor. Bu tablo, Türkiye'nin kıtanın en hızlı büyüyen enerji piyasalarından biri olduğunu gösteriyor.
2035 hedefi 120 gigavat
Türkiye'nin gözü artık daha uzun vadeli hedeflere çevrilmiş durumda. Ülke, 2035 yılına kadar toplamda 120 gigavatlık güneş ve rüzgâr kurulu gücüne ulaşmayı hedefliyor. Bu iddialı hedef, önümüzdeki on yılda temiz enerjinin ülke ekonomisindeki ağırlığının katlanarak artacağını ortaya koyuyor.
Deniz üstü rüzgâr için yeni sahalar
Rüzgâr enerjisinde yeni bir cephe de açılıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, deniz üstü rüzgâr enerjisi için dört ayrı saha belirlediklerini açıkladı. Bu sahalar Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında yer alıyor ve önemli bir potansiyel taşıyor.
Deniz üstü rüzgâr enerjisi, karaya kıyasla daha güçlü ve daha düzenli rüzgârlardan yararlanma imkânı sunuyor. Bakan Bayraktar'ın 2026'nın rüzgârın yılı olacağı yönündeki ifadeleri de, bu alana verilen büyük önemi açıkça ortaya koyuyor.
Çevre ve ekonomi için kazanç
Yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması, hem çevre hem de ekonomi için önemli faydalar sağlıyor. Fosil yakıtların yerini temiz kaynakların alması, sera gazı salımlarını azaltırken, ithal enerjiye ödenen büyük tutarların da ülke içinde kalmasına yardımcı oluyor.
Ayrıca bu yatırımlar, çok sayıda yeni iş alanı yaratıyor ve teknoloji üretiminde yerlileşmeyi teşvik ediyor. Böylece enerji dönüşümü, yalnızca bir çevre meselesi olmaktan çıkıp, ülkenin kalkınmasının da önemli bir parçası hâline geliyor.
Temiz enerjiye doğru
Tüm bu göstergeler, Türkiye'nin temiz enerji konusunda kararlı bir yol izlediğini ortaya koyuyor. Güneş ve rüzgârın öncülük ettiği bu dönüşüm başarıyla sürdürülürse, ülke hem enerjide daha bağımsız hem de iklim hedeflerine çok daha yakın bir geleceğe doğru ilerleyecek.
Türkiye için dengeli bir bakış.
Türkiye: başka yerlerden daha iyi işlenmiş.

Keep subscribing to Zeynep ÇetinHer next filing reaches you the moment it publishes, on her own subdomain.
Subscribe
